• Anasayfa
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=±905393072099
  • https://mobile.twitter.com/medyumilhami
  • https://www.instagram.com/medyumilhamihoca

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Bize Ulaşın
Video

Medyum İlhami Hoca Şaşırtmaya Devam Ediyor



Umutsuzların Umudu Olan Medyum İlhami Hoca

WhatsApp İletişim

Whatsapp İletişim 

0539 307 20 99 

Vefk Nedir


Vefk'in sözlük anlamı uyumdur, vefkin sağdan sola, yukarıdan aşağıya veya bir köşeden diğer köşeye olan evlerindeki sayıların toplamı birbirine eşit olduğu için bu adı almıştır (Eğer harflerden ya da kelimelerde oluşmuş bir vefk ise kelimelerin ya da harflerin ebced hesabıyla toplamlarının birbirine eşit olması gerekir) dini terminolojide ise vefk, tesirli dua demektir.

En Başarılı Medyum
Derin ve maneviyat nedir


En etkili medyum hocalar Denince ilk akla gelen isim medyum İlhami Hocadır. En garantili medyum ve hocalar En iyi medyumlar Güvenilir medyum hizmeti almak için iletişime geçiniz. Sonuç veren medyumlar arasında En iyi medyum hoca kimdir deseniz medyum ilhami hoca desek çok demiş olmayız. 

Türkiye'nin en iyi medyumu


Sitemize sizden gelen doğru medyum yorumlarımızı ve en iyi Medyum Yorumları olan gerçek medyum ilhami yorumları görebilirsiniz ve sizde yorum yazabilirsiniz. Gerçek medyumlar bulmak aslında hiç zor degildir

Büyü Yapma, Büyü Bozma

Büyü ve sihir harut ve marut dönemine dayanır. Harut ve Marut hikayesi Kur'an'da ismi geçen iki melek. Büyü yapan hocalar ve büyü bozan medyum hocalar içinde 22 yılllık deneyimle ve tecrübe ile aşk büyüsü, geri getirme büyüsü, süryani büyüsü, ermeni büyüsü ve papaz büyüsü işlemlerinde ilmi ile kendini göstermiş en iyi medyumdur. Büyüler için gereken malzemeler işleme göre ve büyünün yapılışı na göre değişkenlik verir. Büyüler kaç günde yapılır diye soranlar var büyünün çeşidine ve çalışmasına göre değişkenlik verir. Büyüler ne kadar sürede etki eder ve büyüler kaç günde etkisini gösterir ve kaç günde tutar diye sorular gelmektedir ve üzerinizde herhangi bir işlem büyüsü belirtileri varsa bu konular hakkında detaylı bilgi için iletişime geçiniz. 

 

En iyi medyumluk hizmeti

En iyi medyumluk hizmetini sizlerle paylaşmaya ve soruların cevaplarını vermeye devam ediyoruz. Amacımız Türkiye Ve yurt dışının her yerine gücümüz yettikçe yetişmektir. İster İstanbul medyum, ister Ankara medyum arayışında olanlar olsun türkiyenin her yerine en iyi hizmet vermektir. En özel çalışmalarımızla, size uygun olan hizmeti sunmaktan mutluluk duyarız. 

Neden biz

Spatyum

Spatyuma, tam anlamıyla karşılamasa da, çeşitli tradisyonlarda öte-alem olarak ifade edilen ölüm-sonrası ortamın spiritizmdeki ya da deneysel spiritüalizmdeki karşılığı denebilir. Ruhçu anlayışa göre ruhlar madde-dışı varlık olduklarından spatyumda 'perispri'leri ile bulunurlar. Bu bakımdan spiritüalistler spatyumu ruhlar alemi olarak değil, ölüm-ötesi alem olarak nitelendirirler.

İslam dininde, ölümden sonraki - ara boyut - 'berzah alemi' olarak da nitelendirilebilir.

Oluşumu

Ruhçuluğa göre, spatyumun maddeleri maddenin bilinen üç halinden (katı ,sıvı ve gaz) daha farklı hallerde olup, bilinen fiziksel maddelere oranla çok daha akıcı, çok daha az yoğunlukta ve atomik vibrasyonları çok daha hızlı, süptil maddelerdir. Eski Yunan tradisyonunda bu maddeler için aether terimi kullanılmıştır. Bu süptil maddelerin düşünceyle, imajinasyon yeteneğiyle şekil alabileceği kabul edilir.

Öleni bekleyen ilk aşama

Ruhçuluğa göre ölen her insan ruhu önce, ölmüş olduğunu, daha doğrusu fiziksel bedenini terk etmiş olduğunu anlayamaz, bir bocalama, kargaşa dönemi geçirir. Bu aşamaya spiritler “kendiliğinden imajinasyon” aşaması adını vermişlerdir. İşte ruhçulara göre, cennet ve cehennem sembolleriyle simgelenen, aslında, bu aşamadaki varlığın kendi imajinasyon yeteneğiyle bilmeden kendisinin oluşturduğu huzur verici ya da huzursuz edici sahnelerden ibarettir. Ölüm olayı ile fiziksel bedenini terk etmiş her insan ruhunu spatyumda vicdani bir hesaplaşma bekler. Fakat burada kendi kendisiyle bir hesaplaşma söz konusudur,herhangi bir cezalandırma söz konusu değildir.

Üst aşama ve ortamlar

Varlığın tekamül düzeyi elverdiği takdirde ulaşabileceği diğer aşamalar sırasıyla, "geçiş aşaması", "şuurlu ve idrakli imajinasyon aşaması" ve nihayet tekamül düzeyi çok yüksek ruhlara özgü olan "kozalite aşaması" olarak bilinir. Bu son aşamanın söz konusu olduğu kozalite planına (ortamına) yükselebilmiş bir varlık üç boyutlu alemdeki olayların neden sonuç zincirini çözebilecek, daha doğrusu, bu olayların akışındaki neden-sonuç ilişkilerini açıkça görebilecek durumdadır. Fakat klasik spiritüalizmdeki öte-alem anlayışı, öte-alem tasarımı kozalite planında son bulur,yani daha ötedeki bir ortam kavramı klasik spiritüalizmde mevcut değildir. Neo-spiritüalist görüşün getirdiği yeni bir kavram, işte bu kozalite planının da ötesinde bulunduğu varsayılan dört boyutlu alem kavramıdır.

Teozofideki öte-alem tasarımı

Teozoflar fiziksel alem ile ruhsal alem arasındaki aracı-süptil alem için spatyum terimini kullanmazlar, bu aracı alemi astral, mantal, kozal plan gibi çeşitli tabakalar halinde düşünürler. Genel teozofik kabule göre fiziksel dünya ile ruhsal alem arasındaki bu derecelenme 7 tabakadan oluşur.

İlk Çağ filozoflarına göre spatyum

Başta Pisagor olmak üzere, İlk Çağ Filozoflarının hemen hemen hepsi ölüm ve ölüme yakın konuları öğretileri arasına almıştır.

Öğretmeni Sokrat olan Eflatun, Atina'da M.Ö. 427-347 yılları arasında yaşamıştır. Eflatun üç boyutlu fizik dünyanın dışında başka boyutların da varlığını kabul ediyordu. Buna göre doğal olarak; insanın 'bedensiz', şuurlu kısmıyla ilgilenmiş ve düşüncelerinde hareket noktasını buna göre ayarlamıştı. Eflatun'un öğretisinde fizik vücut ruh varlığının geçici bir aracıdır. Dolayısıyla, fiziksel ölümden sonra, şuurun devamlılığı söz konusudur.

Bu gerçeği Fedon, Georgias ve Cumhuriyet adlı eserlerinde yoğun bir şekilde işlemiştir. Ayrıca, onun öteki eserlerinde de yer yer ölüm tanımlarına rastlanır. Örneğin, bunlardan birinde ölümü, ruhun fizik bedenden ayrılması olarak tanımlar ve insanın bu 'bedensiz' tarafı daha az kısıtlamalara tabidir. Bu durumun modern klinik ve deneysel çalışmalardaki ifadelerini özellikle Dr.Moody'nin 'Life After Life', 'Yaşam sonrası Yaşam' adlı eserinde görüyoruz.

Eflatun, eserlerinin birçok yerinde, bedeninden ayrılmış olan ruhun, daha önceden ölmüş olanların ruhlarıyla karşılaşıp görüşebileceğinden sözeder ki, bu konuda gerek deneysel parapsikolojik araştırmalarda, gerekse spiritizm (deneysel ruhçuluk) çalışma ve celselerinde ortaya çıkmış olan vak'alarda izlenmiştir.

Ayrıca, bir varlığın beden dışı deneyimleri çerçevesinde Eflatun, fizik yaşamdan ruhsal yaşama geçiş sırasında rehber varlıkların yardımlarından da söz etmiştir. Bununla ilgili olarak, uykuyu (yarı) ölüme benzetmiş ve vücudun, 'ruhun hapishanesi' olduğuna değinmiştir. Eflatun'a göre ruhun bedene bağlanması, bir tür uyuma ve unutmadır ve hatta, şuur kararmasıdır. Ruh varlığı yeniden doğduğu zaman, eski deneyimlerini unutur; bedenini terkettiği zaman da, bunun tersi olur. Dünyadaki yaşamı, otomatik olarak, bir film şeridi gibi hafızasından (sanki gözlerinin önünden) geçer. Asıl konumuz olan ÖYD deneyimlerinde de benzerleriyle karşılaşacağımız bu motiflerle bağlantılı olarak ünlü filozof; ölümün bir uyanma ve (fiziksel yaşamı) anımsama, hatta yeniden yaşarcasına anımsama olduğunu vurgulamıştır.

Bedenini terk etmiş olan bir varlık bu aşamadan sonra, bir 'yargılama' aşamasından geçer ki; aslında, kendisini yargılayan, yine kendisidir. Bu şekilde öte aleme intikal etmiş olan varlık, bir önceki hayatında yaptığı 'iyi' ya da 'fena' şeyleri / deneyimleri görür, anımsar ve yeniden yaşar. Bunlarla ilgili olarak dünyada iken noksan bıraktığı içsel gelişim ihtiyaçlarını (bunlarla ilgili gerekli şuur hallerini) tamamlayana, onların doyumuna varana kadar, bu iş sürer.

Eflatun, beden dışı deneyimlerle ilgili olarak, belki de en güzel örneği 'Cumhuriyet'in onuncu kitabında, 'Bir Erin Efsanesi' başlığı altında vermiştir: Bu er, bir savaşta şehit olanlar arasındadır. Savaş bittikten sonra, şehitler sahipleri tarafından toplanarak, yakılmak üzere hazırlanan kuru dalların üzerine konur. Dallar tam tutuşturulacağı zaman bizim er dirilir ve savaşta şehit olduktan, kuru dallar üzerine bırakılana kadarki süre içinde beden ötesi (ya da isterseniz, 'ölüm ötesi') deneyimlerini, daha doğrusu (artık yeniden yaşama döndüğüne göre) ÖYD'lerini anlatır.

Tarihin derinliklerinden bize gözkırpan ölüm ve ölümle ilgili öteki deneyimlerin ele alınarak işlendiği kaynaklar olarak da; Hermes, Orfe, Fisagor ile Rama ve Krişna'yı gösterebiliriz. Felsefe ekolünün ötesinde olmak üzere; ölüm ve ÖYD konusunun tema olarak işlendiği en önemli kaynaklardan birisi de 'Tibet'in Ölüler Kitabı'dır: M.Ö. 8.ci y.y.'da yazılı hale getirilmeden çok önceleri, kuşaklar boyunca ağızdan ağza nakledilen bu eser; konuya vakıf olmayan kimseler tarafından öğrenilmesi ve istismar edilmemesi için son derece simgesel yazılmıştır. Kitabı hazırlayan bilgelere göre; ölmesini bilmek bir yetenek, hatta bir marifettir. Burada, ÖYD'lerini kendi kendine gerçekleştiren, ayrıntılarını ileride göreceğimiz, Oliver Fox ve Sylvan Muldon'u anımsamamak elde değil. Tibet'in Ölüler Kitabı'na göre, ölüm denen 'geçiş' ya da ölüme yakın bir deneyim, büyük ölçüde, bir bilgi ve uygulama işidir. Cenaze töreninin kaçınılmaz bir parçası olarak okunan bu eserle amaçlanan; hem bedenini terk etmiş şahsa yardım, hem de dinleyenlere (bilgilenme açısından) inisiyatik ve ezoterik bir yardım oluyordu. Ayrıca, öleni ağıtla değil; sevgi ve coşku dolu hafifletici tesirlerle dünyadan uğurlamak doğrudan doğruya uygulanan, inisiyatik ve bilgi esaslı bir adetti. Böyle bir uygulamadan amaç da; fizik bedeninden ayrılan kimsenin spatyoma / ahirete uyumunu kolaylaştırmak, yani teşevvüşünü kısaltmaktı ki bu; kanımızca, ölen birine yapılabilecek en büyük yardımdır.

İşte bunları anlatmak, bu halleri oluşturmak için, ruhun fiziksel ölümünden sonra, geçirdiği ve geçireceği merhaleler (Tibet'in Ölüler Kitabı'nda) anlatılır ki, bunlar da, Dr.Moody'nin çalışmalarıyla ortaya konan deneyimlerin hemen hemen aynıdır. Bu benzerlikler şunlardır:

· Ruhun vücuttan çıkması, · Bir süre baygınlık (ne olduğunu bilememe, teşevvüş) geçirmesi, kendisini 'boşluk'ta bulması, · Bu 'boşluk' fiziksel bir boşluk değildir, · Burada, ruhun şuuru hala yerindedir, · Duyulan sesler: Tibet'in Ölüler Kitabı'nda, endişelendirici gürültüler, Dr.Moody'nin çalışmalarında, "rüzgar hışırtısı", "çıngırak sesleri" olarak geçer, · Bedeninden ayrılmış olan kimse, kendisi için yapılan cenaze törenini görür, katılanların ve tören etkinliklerinin seslerini işitir. · Ölmüş olduğunun farkına varır, · Fiziksel yaşamında tanıdığı yerlerde ya da oraların yakınlarında dolaşır, · Hala bir bedende olduğunun farkına varır ki; buna, 'ışıldayan beden' de denir, · Bu bedeniyle; duvarlardan, kayalardan, hatta dağların içinden geçebilir, çünkü artık farklı bir boyuttadır.